“Kadınlar size Allah'ın emanetidir”

“Kadınlar size Allah'ın emanetidir”

Kadın hangi devirde değeri anlaşıldı, toplumun aynası olarak gösterildi? Bir sürü soru işareti ile kadını anlamaya çalışıyoruz, kadını sevmeye, kadın ile konuşmaya çalışıyoruz. Kadının toplum içinde gördüğü eziyete sadece ona vurulunca tepkimizi gösteriyoruz. Kadına şiddet noktasını dövmek

Bir ses yükseldi Veda Hutbesi’nde: “Kadınlar size Allah'ın emanetidir”

 

Gerçekten kadını anladık mı?

Gerçekten kadını sevmeyi öğrendik mi?

Gerçekten kadın ile konuşabildik mi?

Gerçekten kadın hangi devirde mutluydu?

Milattan önce?

Milattan sonra?

Yirminci yüzyıl?

Yirmi birinci yüzyıl?

Kadın hangi devirde değeri anlaşıldı, toplumun aynası olarak gösterildi? Bir sürü soru işareti ile kadını anlamaya çalışıyoruz, kadını sevmeye, kadın ile konuşmaya çalışıyoruz. Kadının toplum içinde gördüğü eziyete sadece ona vurulunca tepkimizi gösteriyoruz. Kadına şiddet noktasını dövmek gözlüğü ile görüyoruz. Oysa kadına sosyal hayatta yapılan sözlü şiddet devam ediyor, kadın zorla istemediği bir hayata sürekleniyor. Kadın doktor olur, kadın öğretmen olur, kadın hakim olur, kadın işçi olur, kadın anne olur, fakat yaşadığı süreç hiç değişmez.

Sosyal hayat içinde kadın sürekli kendini korumak üzere hareket eder, kadın otobüste ayakta kalan oluyor, sokakta bakılan olur, tacize uğrayan olur. Kadın vahşice öldürülür. Kadın ona fikri sorulmadan birilerini mutlu etmek zorunda bırakılır, kadın toplumun örf ve adetlerine çoğu kez mağlup olur. Oysa tüm sistem kadın üzerine kurulur.

Gerçekten kadın neydi? Anne, eş, aşk? Kadın anne ise niye anneye karşı geliriz? Kadın eş ise niye döveriz? Kadın aşk ise niye sevgimizi göstermeyiz?

Kadın esasında çok şey istemiyor. Bir omuza başını yaslamak istiyor, bir gülüş mesafesinden bir çift göze bakmak, biraz huzur, bir tutam çiçek, güzel insan güzel sohbetine arkadaş, arkasını yaslayacağı bir dağ ister. Bir bardak çay, güzel bir kahve, bir ömür onunla olacak bir dost, eline değerli bir el istiyor. Bizler gerçekten kadını anladık mı?

Kadın Anadolu’dur. Bağrında saklar tüm güzellikleri açmamış çiçekleri, dalından kopmamış gülü, toprağın kokusunu, yağmurun göz yaşını, güneşin sıcaklığını… Rüzgarın sesi gizlidir kadında. Karadeniz’dir, Rize’dir içindeki derelere fırtına olur, rahmet olur yağar, patika bir yoldan gider mutluluğa, çayın kokusudur, çayın demidir o. Her yudumda mutlu eder. Kadın gökyüzünün mavisi ile yeryüzünün yeşili ile kucaklar sevdiklerini. Aksi halde fırtınalar kopartır.

Kadın ilkokula giden çocukların yüzündeki mutluluktur, kadın şehirlerin resmidir, kadın Mecnun'a Leyla, Ferhat'a Şirin'dir. Kadın evdeki duadır, mahalledeki komşudur, ekmeğin mayasıdır, hasta iken başında bekleyen, sabah uyandıran, sağını solunu düzelten, her başarının arkasında durandır. Kadın mağazanın önünde bekletendir, alışverişi sevendir, kıskançtır, bazen çok konuşan, bazen susan, evdeki neşe, çocuğa anne, sevdiğine eştir. Kızdığı zaman hayatı durduran, attığı terliği hedefine ulaştıran, çocuğun kafasını okşayan eli öpülesidir kadın. Omuzladığı yükü ağırdır. Küçük şeylerden büyük mutluluk çıkartır, gönülden kopan çiçek değil gönüllere ekilen çiçek olmak ister.

Kadın olmak zordur. Kadın, Çanakkale’dir, Sakarya’dır Sarıkamış'tır. Şam’dır, Bağdat’tır, Semerkandr, Buhara'dır, Bosna'dır, Endülüs'tür, coğrafyadır. Topraktır…

Kadın tarihin akışıdır. Orduların duasıdır, zaferlere uzanan eldir. Kadın yetimin evidir. Elif gibi duran, Vav gibi Mevlasına eğilendir. Kitabın anlamıdır, mürekkepteki renktir, her kâğıda yazılan özlemdir. Kadın yazılmamış şiirdir, bir yerlerde okunmayı bekler. Kadın söylenmemiş sözdür, muhabbettir. O memlekettir özlenir. Yaşamasını bilene aşktır, sevmesini bilene mutluluktur, çözmesini bilene cennete giden adımdır. Dokuz ay bizi taşıyan, ömrünce üstümüze titreyen her zaman mutlu olmamızı isteyendir. Kadın annedir, eştir, kardeştir. Kısacası kadın toplumdur.

Bir ülkenin gelişmişliğini kadına bakınca görürsün. Kadın mutlu ise huzurlu ise o ülke huzurludur, mutludur.

Güzel bir şiir ile süslemeli kadını, başına taç olmalı yazılanlar.

Ayasofya’nın zincirleri kırılmalı bakışlarında.

Mekke gibi huzur vermeli

Medine gibi hicret ettirmeli

İstanbul gibi duruşu olmalı

Herkesin istediği

Bir kişinin fetih ettiğidir kadın.

 

Gerçekten kadını anladık mı?

Gerçekten kadını sevmeyi öğrendik mi?

Gerçekten kadın ile konuşa bildik mi?

Gerçekten kadın hangi devirde mutluydu?

Milattan önce ?

Milattan sonra?

Yirminci yüzyıl?

Yirmi birinci yüzyıl?

Kadın hangi devirde değerliydi?

 

Kadına hak ettiği değeri veren en güzel örnek Peygamber Efendimiz’dir. İslam’ın tüm güzellikleri kadını daha değerli kıldı.

 

 
 
ömer kazdal
dünyabizim

Google+ WhatsApp